Uzun süredir yaşadığımız sıkıcı günlerin aksine bugün eğlendiğini görünce yazmak istedim sana..Zira yüzünün gerçekten gülümsediğini görmek şu anda en büyük şifa kaynağı bana..
Bugün kuzenlerin ile birlikte ''Sanat Atölyesi'' ziyaret ettik.Çook küçükken sen gitmiştik başka bir yere daha ama bugün farklı..Sen bugün ''Resim Atölyesi''ne dalıp bol bol resim yaptın mesela,sonra gitar dersine katıldın,saz'ı yakından tanıdın.Etrafı gözlemledin,dışarıyı seyrettin epey ve kuşları,bulutları,trafiği,kalabalığı..Ve sık sık'da dile getirdin,belki görmek istediğin adın gibi sonsuz maviliklerdi akıl edemedim.
Sonra sokaklarda koşturdun,elimi bırakarak ama arkanda olduğuma güvenerek.Parkta atları kovaladın,hayali arabalar sürdün,sallandın,güldün,güldün,güldün..Mutlu oldun,mutlu oldum..Dünya sadece senin gülümsemen ile güzelleşebilirmiş anladım.Ve düşündüm ne kolay olduğunu mutlu olmanın..
Haksızlık ettiğimi düşündüm sana ve kendime..Daha çok mutlu olabilecek alan yaratmaya söz verdim ikimize..Şimdilik beni biraz zorluyor ardında dolaşmak..Kimbilir belki önüüzdeki 15 güne çok daha iyi bir takım oluruz..
29 Kasım 2015 Pazar
22 Kasım 2015 Pazar
Uzun Zaman Sonra..1 Deniz Masalı # 3..
Deniz'im..
Deniz yüreklim..Senin adına yazacak o kadar çok şeyim var ki,burda hangi birinden,nasıl başlarım bilemiyorum,ama varlığını öğrendiğim ilk andan itibaren sana yazdığım günlüğüm neyseki arayı kapatıyor.
Şimdi 32 aylık'sın..Kısa süreli bir anaokul deneyimin oldu.Şimdilik ara verdin gibi düşünüyorum.Eve bir kardeşin gelecek olması seni evde ilgisizlik olarakmı etkiler? yoksa evden uzaklaşman sonucu üzülmen,kırılman olarakmı? bilemiyorum.Açıkçası kafam bi hayli karışık bu konuda.Hem sana yetememekten,hemde seni ötelemekten korkuyorum.Galiba şimdiden ikiniz arasında kaldım :( Ve bu iyimi? kötümü? kestiremiyorum..
Sen kitap okumayı çok seviyorsun ve resim yapmayı,sonra arabaları,kamyonları,uçakları,dinozorları..Ama bebekleride seviyorsun..Mesela hemen her gün ısrarla anne-bebek ansiklopedi'sindeki bebek resimlerine bakıp bakıp seviyorsun onları..Sonra karnımı seviyor,kardeşimm diye öpüyor,hatta çak yapıyorsun :) Konuşman epey ilerledi,olmadık zamanlarda olmadık şeyler söyleyip büyük şaşkınlıklar yaratabiliyorsun mesela..Şarkı,reklam ezberlemekte de üstüne yok.Gülüyorsun,eğleniyorsun hayatı keşfediyorsun ama sanki hep bi yanın Deniz gibi hüzünlü..Masmavi deniz'ler gibi bir sürü sürpriz saklıyorsun içinde ve bir sürü hüzün herhalde..
Yüreğinin o naif yanı işte beni en çok etkileyen.Tüm Dünya'yı karşıma alırım senin için gibime geliyor,sonra korkuyorum.Hem o naif yüreğin bu hayat denilen oyunda çok incineceğinden,hem de o günleri görememekten..
Galiba toz kaçtı gözüme..
Deniz yüreklim..Senin adına yazacak o kadar çok şeyim var ki,burda hangi birinden,nasıl başlarım bilemiyorum,ama varlığını öğrendiğim ilk andan itibaren sana yazdığım günlüğüm neyseki arayı kapatıyor.
Şimdi 32 aylık'sın..Kısa süreli bir anaokul deneyimin oldu.Şimdilik ara verdin gibi düşünüyorum.Eve bir kardeşin gelecek olması seni evde ilgisizlik olarakmı etkiler? yoksa evden uzaklaşman sonucu üzülmen,kırılman olarakmı? bilemiyorum.Açıkçası kafam bi hayli karışık bu konuda.Hem sana yetememekten,hemde seni ötelemekten korkuyorum.Galiba şimdiden ikiniz arasında kaldım :( Ve bu iyimi? kötümü? kestiremiyorum..
Sen kitap okumayı çok seviyorsun ve resim yapmayı,sonra arabaları,kamyonları,uçakları,dinozorları..Ama bebekleride seviyorsun..Mesela hemen her gün ısrarla anne-bebek ansiklopedi'sindeki bebek resimlerine bakıp bakıp seviyorsun onları..Sonra karnımı seviyor,kardeşimm diye öpüyor,hatta çak yapıyorsun :) Konuşman epey ilerledi,olmadık zamanlarda olmadık şeyler söyleyip büyük şaşkınlıklar yaratabiliyorsun mesela..Şarkı,reklam ezberlemekte de üstüne yok.Gülüyorsun,eğleniyorsun hayatı keşfediyorsun ama sanki hep bi yanın Deniz gibi hüzünlü..Masmavi deniz'ler gibi bir sürü sürpriz saklıyorsun içinde ve bir sürü hüzün herhalde..
Yüreğinin o naif yanı işte beni en çok etkileyen.Tüm Dünya'yı karşıma alırım senin için gibime geliyor,sonra korkuyorum.Hem o naif yüreğin bu hayat denilen oyunda çok incineceğinden,hem de o günleri görememekten..
Galiba toz kaçtı gözüme..
21 Kasım 2015 Cumartesi
1 Peri Masalı # 1
Hala bir adın olmadığı için sana ''peri ''diye seslenmek istedim.Benim küçük bir peri'm olacaksın sonuçta,varlığını hala bazen içselleştiremediğim.Belki kaybettiğim diğer peri'mden mütevellit bu ruh halim,belki son dönemde yaşadığım olumsuzluklardan,ama biliyorum ki iyi gelecek bana varlığın,güç verecek,sıcacık saracak içimi,tıpkı Deniz'de olduğu gibi..
Yaklaşık 24 gün var diyor uygulama dünya'ya gelmen için..Heyecanlıyım,karışığım belki de biraz korkuluyum hatta..Yine,yeniden aynı ama belki bambaşka şeyler yaşıyacağım..Mis kokular eşliğinde ayılacağım acılardan,duygudan duyguya geçiş yapacağım.Ve hala yüzünü defalarca görmeme rağmen o merakla şaşkın şaşkın sana bakıyor olacağım..Deniz'in adına istediklerim gibi,senin adına istediklerim de bitmeyecek hiç.Herşeyin en iyisi,güzeli sizlerin olsun diye çabalıyacağım mesela.Sonra hangi kitabı alsam?Nerelere götürsem? 2'siyle nasıl baş etsem? diye soracağım yine kendime bol bol..
Ama biliyorum ki güzel günler bekliyor bizi..Belki başta bol koşturmacalı,yorucu olacak sonrasında ise kesinlikle çok çok eğlenceli..
İyiki varsın minik peri,iyiki geliyorsun,kendi hikayeni yazmaya,hayatımıza yepyeni bir renk olmaya..
Yaklaşık 24 gün var diyor uygulama dünya'ya gelmen için..Heyecanlıyım,karışığım belki de biraz korkuluyum hatta..Yine,yeniden aynı ama belki bambaşka şeyler yaşıyacağım..Mis kokular eşliğinde ayılacağım acılardan,duygudan duyguya geçiş yapacağım.Ve hala yüzünü defalarca görmeme rağmen o merakla şaşkın şaşkın sana bakıyor olacağım..Deniz'in adına istediklerim gibi,senin adına istediklerim de bitmeyecek hiç.Herşeyin en iyisi,güzeli sizlerin olsun diye çabalıyacağım mesela.Sonra hangi kitabı alsam?Nerelere götürsem? 2'siyle nasıl baş etsem? diye soracağım yine kendime bol bol..
Ama biliyorum ki güzel günler bekliyor bizi..Belki başta bol koşturmacalı,yorucu olacak sonrasında ise kesinlikle çok çok eğlenceli..
İyiki varsın minik peri,iyiki geliyorsun,kendi hikayeni yazmaya,hayatımıza yepyeni bir renk olmaya..
31 Ağustos 2015 Pazartesi
Çalışmayan Anne..
Merhaba Ben Çalışmayan Anne..Yada Çalışamayan mı demeli?Malum yolda bir prenses var,henüz varlığını yeni yeni benimsediğim.O olmasaydı belki şu ara çalışan anne kısmından seslenecektim hayatın ama,zaten kendisi sürpriz yapıp gelmese belki hiç bir zaman niyetten öteye gidemiyecekti varlığı,neyse..
Mutsuzmuyum?Hayır..Hayatımda en çok istediğim şeylerden biriydi kızım olması,ama işte şartlar,fikirler,olanlar,olmayanlar zorluyor galiba insanı..
Çalışan anne olmadım hiç,o yüzden o kısmına dair pek bişey yazamıyacağım anneliğin ama çalışmayan anne olmakta zor,gerçekten.Bir kere evde babaya ait tek maaş ve onun getirileri hep lider ve öncelikler sırasında anneninkiler tabiki hep en sonda.Sonra işin psikolojik kısmı var.24 saat çocukla yan yana,dip dibe olmak,baba gelmiyor yada gelemiyorsa çocuğun bütün nazına,niyazına,hastalığına tek başına katlanmak,olurda uyursa ev işi yapmak veya kendine zaman ayırmak arasında gidip gelmek aklıma ilk gelenler.
Artısı yokmu? Var tabiki..Mesela çocuğunun yaşadığı her değişim/gelişim gözünün önünde,yani ona dair hiçbir detayı kaçırmıyorsun ve güzel bişeyde vesselam.Amma velakin zor işte.Çalıssan ona daha iyi imkanlar sunabileceğini biliyorsun,sonra daha kaliteli zaman geçirebileceğini de.He bir de işin kendini ''işe yarar hissetmek'' kısmı var ki işte onun yerini dolduracak bi şey yok..
Anne olmak güzel,harika ama kendini yetersiz hissedip,hep kulpu kendine takmak fena.Çalışsan başka bir türlü dertleniyorsun galiba,çalışmasan başka.Benim payıma şimdilik ve önümüzdeki yaklaşık 2 yıl boyunca çalışmayan anne olmak düştü. 2,5 x 2 'den ettimi sana düz hesap 5 yıl..Kendimi nasıl bu yetersizlik duygusundan sıyıracağım acaba :(
Mutsuzmuyum?Hayır..Hayatımda en çok istediğim şeylerden biriydi kızım olması,ama işte şartlar,fikirler,olanlar,olmayanlar zorluyor galiba insanı..
Çalışan anne olmadım hiç,o yüzden o kısmına dair pek bişey yazamıyacağım anneliğin ama çalışmayan anne olmakta zor,gerçekten.Bir kere evde babaya ait tek maaş ve onun getirileri hep lider ve öncelikler sırasında anneninkiler tabiki hep en sonda.Sonra işin psikolojik kısmı var.24 saat çocukla yan yana,dip dibe olmak,baba gelmiyor yada gelemiyorsa çocuğun bütün nazına,niyazına,hastalığına tek başına katlanmak,olurda uyursa ev işi yapmak veya kendine zaman ayırmak arasında gidip gelmek aklıma ilk gelenler.
Artısı yokmu? Var tabiki..Mesela çocuğunun yaşadığı her değişim/gelişim gözünün önünde,yani ona dair hiçbir detayı kaçırmıyorsun ve güzel bişeyde vesselam.Amma velakin zor işte.Çalıssan ona daha iyi imkanlar sunabileceğini biliyorsun,sonra daha kaliteli zaman geçirebileceğini de.He bir de işin kendini ''işe yarar hissetmek'' kısmı var ki işte onun yerini dolduracak bi şey yok..
Anne olmak güzel,harika ama kendini yetersiz hissedip,hep kulpu kendine takmak fena.Çalışsan başka bir türlü dertleniyorsun galiba,çalışmasan başka.Benim payıma şimdilik ve önümüzdeki yaklaşık 2 yıl boyunca çalışmayan anne olmak düştü. 2,5 x 2 'den ettimi sana düz hesap 5 yıl..Kendimi nasıl bu yetersizlik duygusundan sıyıracağım acaba :(
13 Ağustos 2015 Perşembe
Yine,Yeni,Yeniden..
Uzun süredir yazmak,yazmak ve yazmak istiyorum ama bir önceki yazıya istinaden yazamama sebepleri üzerine biraz yaz rehaveti,biraz da 2. bebek beklemeyi ekleyince maalesef durum böyle oluyor :) Neyseki 1 sene dolmadan yazabildim diye seviniyorum haklı olarak.
2.bebek esasında aklımda olan ama zamanını bir türlü kestiremediğim bir durum'du.Sağolsun kendisi sürpriz bir şekilde hayatımıza dahil olarak beni bu karmaşık düşüncelerden kurtardı :) Kendisi 22 haftalık küçük bir hanımefendi,kısmetse Aralık ayında bizlerle (Biraz daha yazmasam galiba bu post muhtemelen onun gelişi ile alakalı olacaktı :) )
Yine,yeni,yeniden ve 2.kez anne olmaya hazırmıyım?Bilmiyorum.Yani anneliği deneyimledim az çok ama 2.kez kısmı nasıl olacak?Tam bir muamma.Bazen epey korkuyorum,bazende herşey düzene oturur oturmaz bunuda başarırım diyorum ama,işte bilemiyorum yinede yaşayıp göreceğiz galiba.Daha şimdiden 2 bölünmüş gibi kalbim,birine fazla zaman ayırsam diğerine haksızlık ediyorum gibime geliyor.Birine yazıp birine yazmasam kafam hep yazmadığım kısmıyla meşgul oluyor.Yani artık çifter çifter alıyorum günlükleri elime,bir ona yazıyorum bir diğerine..Bir kıza konuşuyorum,bir Deniz'e..
Hayat garip,sürprizlerle dolu.Hamilelik sürecini özlemiş ve çok sevmiştim ya sanırım o yüzden çok fazla ara vermememin uygun olmadığını düşündü hayat :) Şimdilik herşey yolunda,umutluyum ama belki sonra duble imdattt diye bağrınabilirim buralarda :)
9 Aralık 2014 Salı
İmdaaaat!!
Zaman içinde zamansızlık yaşıyorum sanırım.Hani böyle çokta o olsun,bu olsuncu bir insan değilim ama yedir,içir,uyut'tan sonra yapılabilcekler seçeneği şunlar oluyor genelde;
Sızarak uyumak
Etrafı toplayıp,arada ütü vs yapıp kendini paralayıp sızmak
Az biraz etraf toplayıp geri kalanı boşverip,bi kaç sayfa okuduktan sonra sızmak..
Yani genelde ne yapmış olursam olayım bi yerlerde sızıyorum.Gün içinde sürekli oradan oraya koşturan ve her daim benimle olmak isteyen bir cüce'm var ve ondan başka birşeyle ilgilenmemi genelde bir yere kadar kabul ediyor.Eğer ilgilenmemeye devam edersem yalandan ağlamaktan başlayıp,elimdeki nesnenin üzerine atlama,kitapsa delicesine yırtma,hiç olmassa saçlarımı çekerekten ''Annii,annii'' diye bıdır bıdır birşeyler anlatma girişimleri oluyor.Haliyle bütün gün yaptığım yedir,içir,yatır arada bişeyler yap,ye veya dinlenmeye çalış,sonra akşam olsun.Sonra e ben hiçbişi yapmadım/yapamadım'la günü bitirmek oluyor.
Ve bit tabiki içimden delice kitap okumak,hobilerimle ilgilenmek,yeni yıl üstü kart falan yapmak,hiç değilse evi darmadağın bırakıp gezmek,gezmek ve gezmek geliyor.Ama bana kalan hep şu yukarıda yazdıklarım oluyor.
Ve esasında annemlerle aynı sitede oturmama rağmen,kim olursa olsun bu çocuk nedense hep bana sarıyor.
Acaba klasik erkek çocukları annelerine düşkün olur tavrımı?Yoksa bana karşı pek mi bi sevgi dolu pıtırcığım bilemiyorum.Kendisini fevkaladenin fevkininde fevkinde seviyorum evet ama,feci halde İmdaaatt diye bağırasım var bu ara nedense..
A bide hala bitmeyen emzirme olayımız var ki galiba en çok o etken bu bağırıp,kaçma isteğimde.Yada baba kişisinin işten çok geç,hatta kimi zaman hiç gelmemesi..
Geçecek bugünler biliyorum,hatta belki çok çok eğlenceli olacak ileride ama,işte ne biliyim,bunu söyleyecek insanlara ihtiyacım var galiba..
Yani sizlerde de durum böyleyse hep beraber İmdaaatt diye bağırabilirizde şu sıra :)
Geçecek bugünler biliyorum,hatta belki çok çok eğlenceli olacak ileride ama,işte ne biliyim,bunu söyleyecek insanlara ihtiyacım var galiba..
Yani sizlerde de durum böyleyse hep beraber İmdaaatt diye bağırabilirizde şu sıra :)
26 Eylül 2014 Cuma
Anneliğin Montessori İle Sınavı..
Anne olmak eskiden kolaymış mir'im..Ne öyle aktivite saati vardı çocukların eskiden,ne rutini..Herkes evde ne pişirse ondan yerdi,nerdee öyle süslü püslü tabaklar,dur bebeme daha çok zaman ayırayım diye evin darmadağın olmasını umursamayan anneler..Yatıcaksın sözünün üstüne diklenmeler..
Biz o zamanlarda evden çok bahçede yaşardık mesela..annem bizi bahçeye bi salardı,zaruri ihtiyaçlar hariç sabah 10,akşam 9 mesai yapardık,tabi genellikle yazın :) Ki takılmazdıkda hiç,annem niye bizimle onu,bunu yapmıyo diye..O zaman annelerin yeri ev,çocukların yeri bahçe'ydi..
Ama şimdi öyle mi? Değil..Ne o bahçeli evler var artık,ne güvenilebilecek konu,komşu,akraba..Hem artık daha çok okuyan,araştıran anneler var.Çocuklarıyla zaman geçirmeyi önemseyen,yeri sadece ev olmayan anneler..
Ama bi yandanda yararlı olalım derken çocuğu aktiviteye boğup,öğrenmesine/keşfetmesine engel olan anneler,şartlar..
Mesela yaygın eğitim felsefelerinden biri olan Montessori'ye dair bir aktivite ele alalım..Kaptan kaba aktarmayı yapmayan anne-çocuk yok sanırım son zamanlarda,ki bizde dahiliz buna..Amaç çocuğun elle veya kaşık,cımbız vs ile önce büyük taneli nesne/bakliyatları bir kaptan diğerine aktarması..Basit,oldukça yapılabilir,ama çocuğun öğrenmesi için böyle bir aktivite'ye ihtiyacı yok..Çünkü bu becerinin ona öğretilmesi değil,deneyip keşfederek ve tamamen spontane olarak kendi kendine ortaya çıkması lazım..Tabi bu günümüzde ne kadar mümkün tartışılır..
İnsanlar şimdi akvaryumdan bozma fanuslarda,şartlar gereği bol korunaklı bir hayat yaşıyor ve işte bu hayatın getirisi bu oluyor..Yani esasında kendi kendine yapabileceği bir yaşam becerisini çocuğa binbir ihtimamla öğretmek,olmayınca dertlenmek..Çocuğun hata yapmasına izin vermeden,sürekli öğrenmesini ve öğrenmesini istemek..Ve herkese bakın ne kadarda ilgili/bilgili anneyim,bakın çocuğum neler başarıyor diyebilmek sanki amaç..
Yanlış anlaşılmasın burda kimseyi yermek yada laf sokmak değil amacım,ama hani bişey yapalım,faydalı olalım derken,bende dahil hepimiz çuvaldızı kendimize bi batırmalıyız..
Elbette anneler olarak çocuğumuzu eğitmek,bilgilendirmek görevimiz ve elbette ki bu eğitim felsefesinin büyük getirileri var ama keşke her çocuk deneyimleyerek öğrense herşeyi,anneler yanlarında arkadaş olsa sadece..
Mümkün mü?
Belki..
Çocuğumuzun kendi kendine öğrenip/keşfetmesi için gerekli olan bütün şartları yaratmaya bakalım kafi..Parktan,bahçeden,hayvanlardan ve en önemlisi hayattan uzak tutmayalım..Yani ben öyle yapmaya çalışıyorum..Çocuğumu illa her gün aktivite yapması gereken minik bir midilli olarak görmüyorum mesela,evde olduğumuz her zaman diliminde ona birşeyler öğretmeye çalışmıyorum,hayatı deneyimlemesini izliyorum,yavaş yavaş ama emin adımlarla..
Yoksa bitmez bu anneliğin Montessori ile sınavı..
Foto: Net'ten..Montessori felsefesinin kurucusu Maria Montessori
Biz o zamanlarda evden çok bahçede yaşardık mesela..annem bizi bahçeye bi salardı,zaruri ihtiyaçlar hariç sabah 10,akşam 9 mesai yapardık,tabi genellikle yazın :) Ki takılmazdıkda hiç,annem niye bizimle onu,bunu yapmıyo diye..O zaman annelerin yeri ev,çocukların yeri bahçe'ydi..
Ama şimdi öyle mi? Değil..Ne o bahçeli evler var artık,ne güvenilebilecek konu,komşu,akraba..Hem artık daha çok okuyan,araştıran anneler var.Çocuklarıyla zaman geçirmeyi önemseyen,yeri sadece ev olmayan anneler..
Ama bi yandanda yararlı olalım derken çocuğu aktiviteye boğup,öğrenmesine/keşfetmesine engel olan anneler,şartlar..
Mesela yaygın eğitim felsefelerinden biri olan Montessori'ye dair bir aktivite ele alalım..Kaptan kaba aktarmayı yapmayan anne-çocuk yok sanırım son zamanlarda,ki bizde dahiliz buna..Amaç çocuğun elle veya kaşık,cımbız vs ile önce büyük taneli nesne/bakliyatları bir kaptan diğerine aktarması..Basit,oldukça yapılabilir,ama çocuğun öğrenmesi için böyle bir aktivite'ye ihtiyacı yok..Çünkü bu becerinin ona öğretilmesi değil,deneyip keşfederek ve tamamen spontane olarak kendi kendine ortaya çıkması lazım..Tabi bu günümüzde ne kadar mümkün tartışılır..
İnsanlar şimdi akvaryumdan bozma fanuslarda,şartlar gereği bol korunaklı bir hayat yaşıyor ve işte bu hayatın getirisi bu oluyor..Yani esasında kendi kendine yapabileceği bir yaşam becerisini çocuğa binbir ihtimamla öğretmek,olmayınca dertlenmek..Çocuğun hata yapmasına izin vermeden,sürekli öğrenmesini ve öğrenmesini istemek..Ve herkese bakın ne kadarda ilgili/bilgili anneyim,bakın çocuğum neler başarıyor diyebilmek sanki amaç..
Yanlış anlaşılmasın burda kimseyi yermek yada laf sokmak değil amacım,ama hani bişey yapalım,faydalı olalım derken,bende dahil hepimiz çuvaldızı kendimize bi batırmalıyız..
Elbette anneler olarak çocuğumuzu eğitmek,bilgilendirmek görevimiz ve elbette ki bu eğitim felsefesinin büyük getirileri var ama keşke her çocuk deneyimleyerek öğrense herşeyi,anneler yanlarında arkadaş olsa sadece..
Mümkün mü?
Belki..
Çocuğumuzun kendi kendine öğrenip/keşfetmesi için gerekli olan bütün şartları yaratmaya bakalım kafi..Parktan,bahçeden,hayvanlardan ve en önemlisi hayattan uzak tutmayalım..Yani ben öyle yapmaya çalışıyorum..Çocuğumu illa her gün aktivite yapması gereken minik bir midilli olarak görmüyorum mesela,evde olduğumuz her zaman diliminde ona birşeyler öğretmeye çalışmıyorum,hayatı deneyimlemesini izliyorum,yavaş yavaş ama emin adımlarla..
Yoksa bitmez bu anneliğin Montessori ile sınavı..
Foto: Net'ten..Montessori felsefesinin kurucusu Maria Montessori
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



